Harun Demir

Dil Nasıl Öğrenilir? Basit Dil Öğrenme Teknikleri | Harun Demir - Kişisel Blog

Dil Nasıl Öğrenilir? Basit Dil Öğrenme Teknikleri

Erasmus2020-11-22 00:11:40 tarihinde yayınlandı605 görüntülenme0 yorum
Dil Nasıl Öğrenilir? Basit Dil Öğrenme Teknikleri
Image Credit: Dil Nasıl Öğrenilir? Basit Dil Öğrenme Teknikleri

Merhabalar. Bu yazımda bir yabancı dil nasıl öğrenilir, neden dil öğrenemiyoruz, basit dil öğrenme teknikleri nelerdir gibi konulardan bahsedeceğim.

Öncelikle dilin genel tanımını yapalım. TDK'ya göre dil, insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma demektir. Vikipedi tanımına göre ise dil veya lîsan, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, kendisine özgü kuralları olan ve ancak bu kurallar içerisinde gelişen canlı bir varlık, temeli tarihin bilinmeyen dönemlerinde atılmış bir gizli anlaşmalar düzeni, seslerden örülmüş toplumsal bir kurumdur.

Dünyada konuşulduğu bilinen 6500 civarı dil vardır. Bunlardan en çok konuşulanlar arasında İngilizce, İspanyolca, Çince, Almanca, Fransızca sayılabilir. Ben de en çok konuşulan dil olan İngilizce üzerinden yazıma devam edeceğim.

Dil hakkındaki temel bilgileri verdikten sonra sıra geldi neden dil öğrenemediğimiz ve bunun için ne yapılmalı konusuna. Başlıklar halinde sıralayalım.

1. Konuşma korkusu

Dil öğrenememenin en büyük sebebi konuşma korkusudur. İnsanların aksanımızla, telaffuzumuzla dalga geçeceklerini düşündüğümüz için konuşmak istemeyiz. Ama şunu da unutmamak lazım. Bir dil konuşmak için vardır ve konuşarak öğrenilir. Hata yapmadan öğrenemeyiz. O yüzden aksana falan hiç takılmayın. Siz konuşmaya çalışın; aksan, telaffuz zamanla öğrenilir. Ayrıca aksanın değişik olması tamamen normal, çünkü Türkçe ile diğer dillerin ses tonları, özellikleri, harf çıkarımı farklıdır. Bu yüzden ilk başlarda İngiliz aksanı konuşmaya çalışmanın bir anlamı yoktur. Konuşmaktan korkmayın.

2. Yurtdışına gidilmezse dil öğrenilemeyeceği düşüncesi

Tamam, bir dili en iyi o insanların konuştuğu yerlerde öğrenebilirsiniz. Bu tamamen doğru. Ama teknoloji her geçen gün gelişiyor. İnternet dünyayı ayağımıza getirdi. Bu da demek oluyor ki, yurtdışına gidemiyor olsanız bile, İnternet üzerinde öğrenmek istediğiniz dili konuşan insanları bulup onlarla muhabbet edebilirsiniz. Kendi açımdan konuşayım. Ben İngilizce'yi bilgisayar oyunlarından öğrendim. Duyduğum kelimeleri tekrarladım, bilmediğim kelimelerin anlamını araştırdım, daha sonra cümlelere geçtim, hep tekrar ettim, dinledim, konuşmaya çalıştım. Bu sayede de öğrendim. Daha sonra o İngilizce ile Erasmus'a gittim. Yani, bir dili öğrenmek için illa yurtdışına gitmeye gerek yok.

3. Ana dilde düşünme

Yapılan hatalardan bir diğeri, söyleyeceğimiz sözü Türkçe düşünüp İngilizce söylemeye çalışmaktır. Bu yöntem doğru değildir, çünkü söyleyeceğimiz sözü çevirmeye çalışırız, bu da hem zaman kaybına sebep olur, hem de istediğimiz şeyi söyleyemeyiz. Bunun yerine, konuşmak istediğimiz dilde düşünmeye çalışırsak, söyleyeceklerimizi çevirmemize gerek kalmaz.

4. Alakasız kelimeler öğrenme

Bir dil öğrenmeye başlandığı zaman öğrenen kişilerin yaptığı hatalardan biri, birbirleriyle fazla alakası olmayan kelimeler öğrenmektir. Örnek verecek olursak, İngilizce'de "ev, araba, kitap, kalem, silgi" kelimelerini öğrenmeye başladığımızı varsayalım. Sadece bu kelimeleri kullanarak bir cümle kurabilir miyiz? Hayır, çünkü "Ev kalem silgi." diye bir cümle olmaz. "Eve gittim, kalem ve silgimi aldım." diye bir cümle kurulabileceğini düşünebilirsiniz, ama biz burada "gitmek, almak" kelimelerini öğrenmedik. Bu kelimeleri öğrenmediğimiz için de cümle kuramadık. Basit cümle kurulabilecek kelimeleri öğrenmediğimizden dolayı o dili konuşamıyoruz.

5. Gramer

Hepimizin gramer ile az çok başı derttedir. Diyelim ki yabancı biri geldi, bize bir soru sordu. Biz de cevap vermek istedik. Tam cevap verecekken, "Bu cümlede Simple Present Tense mi kullanacaktık, yok o değil, geçmişten bahsediyoruz, Simple Past olmalı, e peki o oldu, hangi eki koyacağım? Did miydi yoksa fiilin ikinci hali miydi?" diye düşünene kadar karşımızdaki kişi çoktan gitmiş olacak. Bu kadar düşüneceğimize, çat pat konuşmaya çalışırsak hem karşımızdaki kişinin sorusunu az çok cevaplamış olur, hem de onun dikkatini çekmiş oluruz. Ayrıca, çocukluğumuzda Türkçe'yi öğrenirken fiilimsilerden, iyelik eklerinden, kurallı birleşik cümlelerden haberimiz var mıydı?

6. O dili mükemmel konuşmaya çalışmak

Bir diğer hata, mükemmel konuşmaya çalışmak. Bu bize okulun dayattığı bir şey. Unutmayın, İngilizler bile İngilizce konuşurken hata yapıyor. Örneğin "He is" denilmesi gereken yerde "He are" diyebiliyorlar, ya da "You were" yerine "You was" diyebiliyorlar. Bu tamamen normal. Herkes hata yapabilir. Türkçe konuşurken hiç mi hata yapmıyoruz?

7. Pratik eksikliği

En önemli sorunlardan biri bu. Okulda 4. sınıftan itibaren İngilizce öğrenmeye başlıyoruz. 12. sınıfa kadar İngilizce görüyoruz. Bu gördüğümüz İngilizce de sadece gramerden, boşluk doldurmadan, çoktan seçmeli sorulardan falan oluşuyor. Bunun sonucunda da ortaya anlayan ama konuşamayan öğrenciler çıkıyor. Yanlış anlamayın, bu hocaların suçu değil, eğitim sisteminin yanlışlığı. Benim bir sürü İngilizce hocam oldu, hepsi de birçok şey kattı bana. Ama onlar da mecbur müfredata göre ilerliyordu, bu yüzden müfredatın dışına çıkamıyorlardı. Yukarıda da söylediğim gibi, bir dili konuşmadan öğrenemezsiniz. Sadece boşluk doldurmayla, soru çözmeyle dil öğrenilmez. Pratik de lazım. Ayrıca, kurslara gitmenin de bir anlamı yok bence. Çünkü kursların geneli, size bir sürü pahalı kitap aldırıp yine boşluk doldurma vb. yaptırıyor.

Hatalar hakkında bu kadar konuştuğumuz yeter. Biraz da dil öğrenme tekniklerinden bahsedelim. Bunun için de "polyglot" diye tabir edilen insanların dil öğrenme tavsiyelerini sizlere aktarmak istiyorum.

Önce şunu bir açıklığa kavuşturalım. Polyglot nedir?

İki dil bilen insanlar "bilingual" olarak adlandırılır. Üç dil bilenler "trilingual" olarak adlandırılır. Üç dilden fazla bilenler "polyglot" olarak adlandırılır. Altı dilden fazla bilenler ise "hyperpolyglot" olarak adlandırılır.

Şimdi, bu insanların tavsiyelerine bakalım.

1- Bir zaman aralığı belirle, o zaman aralığı içinde sadece öğrenmek istediğin dile yoğunlaş.

Örneğin, yarım saat boyunca sadece İngilizce düşünmeniz ve konuşmanız gerekiyor. Süreyi ayarlamak size kalmış.

2- Sanki sunum yapacakmışsın gibi kısa konuşmalar yaz, her seferinde tekrarla.

Sevdiğiniz bir konu hakkında ufak anlatımlar hazırlayıp bu anlatımları tekrar tekrar sesli bir şekilde okuyabilirsiniz.

3- Cümle kalıplarını öğren.

Örneğin "ne kadar" kalıbını ele alalım. "Ne" ve "kadar" kelimelerini ayrı ayrı öğrenmek yerine, bu iki kelimeyi kalıp halinde öğrenip, sonradan "Bu elbise ne kadar, bir kilo elma ne kadar" şeklinde kullanabilirsiniz.

4- Dinle.

Radyo dinleyin, haber dinleyin, talk-show dinleyin, podcast dinleyin... Dinlemek kelimelere aşina olmanızı ve konuşmanızı geliştirmenizi sağlar.

5- Acele etme.

Eğer 1-2 ay içinde San Francisco'ya gidip iş görüşmesine girmeyecekseniz, dil öğrenmede acele etmenin bir anlamı yok. Yavaş yavaş, anlayarak öğrenmeye çalışın.

Yukarıdakilerin dışında dergi-kitap-makale vb. okumak, film-dizileri İngilizce altyazıyla seyretmek, her gün birkaç kelime öğrenmek vb. sayılabilir. Ama bunlar her yerde söylenen şeyler olduğu için burada açıklamaya gerek duymadım.

Yazı uzun oldu, biliyorum. Sizleri daha fazla sıkmak istemiyorum. Take care yourself, see you.

Yeni yorum gönder

(Yorumlarınız yöneticinin onayından geçtikten sonra yayınlanır.)



Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!